İradenin Sakatlanması (Baskı, Cebir, Korkutma) Suretiyle Alındığı İddia Olunan Vekâletnamenin Kötüye Kullanılması

1. Hukuk Dairesi         2025/4329 E.  ,  2025/4611 K.
“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1271 E., 2023/1080 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/252 E., 2022/868 K.


Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Avukat …, ihbar olunanlar vekili Avukat … ile temyiz edilen davacı vekili Avukat … geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulü ile önceki günlü geri çevirme kararıyla getirtilen evraklarla birlikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı; 08.11.2019 tarihli ve 9 … yevmiye numaralı ve ……..başlıklı vekaletname ile dava dışı ……….un adına tüm iş ve işlemleri yapmak için vekil tayin edildiğini, ancak söz konusu vekaletnamenin baskı ve cebir yolu ile tehdit edilerek alındığını, davalılardan ………… ve dava dışı …………’un Azerbaycan’da tanıdıkları aracılığı ile hiçbir hukuki gerekçe olmadan, hiçbir açıklama dahi yapılmadan, haksız ve hukuka aykırı şekilde kendisini tutuklattıklarını, karakolda baskı ve cebir uygulandığını, içeriği kendileri tarafından hazırlanan vekaletnameyi vermesi şartıyla serbest bırakılacağı söylenerek korkutulduğunu, dava konusu taşınmazlarının rızası dışında söz konusu vekaletname ile davalı …’ye devredildiğini, kendisine bedel ödenmediğini, daha önce de zor durumda bırakılmak için şikayet edildiğini, şikayet hakkında bir işlem yapmaya gerek olmadığına karar verildiğini, dava konusu taşınmazların 10.06.2020 tarihinde diğer davalı …’ya devredildiğini ileri sürerek 5374 parseldeki çekişme konusu 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte bedele karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar; davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, davacının dava dışı……. İnşaat Dış Tic. Ltd. Şti.’nin yetkilisi olduğunu,…….. Şirketinin dava dışı ……………… Gayrimenkul Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye olan borcundan dolayı dava dışı şirkete 01.08.2018 düzenleme, 02.01.2019 ödeme tarihli 7.000.000,00 TL bedelli borç senedi verdiğini, dava dışı olan ……………un da … Şirketinden mevcut alacaklarına istinaden söz konusu senedi ciro yoluyla aldığını ve borçluların borcunu ödememesi sebebi ile de söz konusu senedi İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2019/31090 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe koyduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu, takip nedeniyle davacının dava konusu ve dava dışı taşınmazlarına haciz konulduğunu, davacının borcunu kapatmak, haciz konulan 5374 parsel sayılı taşınmazlardaki 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümleri dosya borcuna karşılık devretmek istediğini beyan etmesi üzerine davacının yetkilisi olduğu şirket, dava dışı … Şirketi ile yetkilisi olan …………. arasında 14.11.2019 tarihinde “Protokol” akdedildiğini, taraflar arasında alacak ve borç tasfiyesi yapıldığını, protokol gereği davacının taşınmazlarını kendisinin satıp borcunu ödeyememesi üzerine de 14.04.2020 tarihli “Ek Protokol” yapıldığını, dava konusu vekaletnamenin davacının iradesi ile düzenlendiğini, devirlerden de haberdar olduğunu, davalı … tarafından devralınan taşınmazların diğer davalı …’ya satıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlar, davanın … Yapı Gayrimenkul Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yetkilisi ……….a ihbar edilmesini talep etmişlerdir.

İhbar olunanlar; davacının ve yetkilisi olduğu Şirketinin ihbar olunan Şirkete borçlarından dolayı borç senedi verildiğini, senedin dava dışı ……………a ciro edildiğini, davacı/borçlunun söz konusu senedi ödememesi üzerine takibe konu edildiğini, davacı ve yetkilisi olduğu Şirket ile ihbar olunanlar arasında 14.11.2019 tarihli protokol akdedildiğini, alacak ve borç tasfiyesi yapıldığını, bilahare 14.04.2020 tarihinde ek protokol düzenlendiğini, davacının borçlusu bulunduğu icra dosyasına istinaden bizzat kendisi ile protokoller yapıldığını, anlaşmaya varıldığını, kendisi tarafından vekaletnameler verildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iddiasının şüpheden uzak somut bir delil ile ispat edilemediği, vekaletnamenin davacının hür iradesi ile düzenlendiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aralarında ticari anlaşmazlıklar ve karakola şikayet nedeniyle husumet bulunan bir kişinin, hasım olduğu kişinin iş ortağına/damadına vekaletname vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, vekil eden ile vekil arasında husumet bulunduğu, buna göre dava konusu vekaletnamenin korkutularak alındığının ve kötüye kullanıldığının ispatlandığı, davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettikleri gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, bir çok delilin incelenmediğini, hükme esas alınmadığını, dosya kapsamındaki deliler karşısında yorum yoluyla davanın kabulüne karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, ticari hayatta birbirine karşı alacak-borç ilişkisi olan insanların protokol akdetmesinin, vekaletname vererek taşınmazların satılıp borcunun ödenmesi hususunu kararlaştırmalarının, o süre zarfına kadar birbirlerine karşı açmış oldukları davalardan feragat edip uzlaşmalarının doğal bir durum olduğunu, davacı vekiline dinlenecek olan tanıkların hangi konuda dinleneceği hususunda beyanda bulunulması için kesin süre verildiğini, ancak tanıkların hangi konuda dinleneceğine ilişkin hiçbir beyanda bulunulmadığını, bu anlamda HMK 240/2. maddesi gereği tanık beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanıkların davacının yönlendirmesi ile beyanda bulunduklarını, beyanların çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ihbar olunan vekil …’ın, davacı ile yapılan protokollere uygun olarak vekalet görevini ifa ettiğini ve hiçbir suretle de protokol dışına çıkmadığını, davacının davasını ispat edemediğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden dava, iradenin sakatlanması suretiyle alınan vekaletnamenin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı …………….. Noterliğinin 08.11.2019 tarihli “………” başlıklı belgesi ile ………….’u (ihbar olunan) dava konusu bağımsız bölümlerin satışına ilişkin olarak vekil tayin ettiği, 5374 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümler davacı adına kayıtlı iken, davacı adına vekili ……….. tarafından 18.11.2019 tarihli resmi akitle eldeki davada dava konusu 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin her biri 400.000,00 TL bedeller ile davalı … …………’ye, 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümlerin ise …………..’a (aynı gün Dairece incelemesi yapılan 2025/4645 Esas sayılı davada davalı) devredildiği, davalı …’nin ise taşınmazları 10.06.2020 tarihinde satış suretiyle diğer davalı …’ya temlik ettiği, taşınmazların temliki sırasında bir kısım haciz ve ipotek şerhleri bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanunu’nun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu’nun 390.) maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.

Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK 504/1). Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil, değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK’da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK’da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.

Öte yandan; vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne var ki; üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK’nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötüniyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötüniyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Davacı tarafça dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazların temliki sırasında kullanılan vekaletnamenin baskı ve cebir yolu ile tehdit edilerek alındığı, vekaletnameyi vermesi için korkutulduğu, dava konusu taşınmazlarının rızası dışında söz konusu vekaletname ile temlik edildiği, daha önce de zor durumda bırakılmak için şikayet edildiği, şikayet hakkında bir işlem yapmaya gerek olmadığına dair karar verildiği ileri sürülmüş, söz konusu şikayete ilişkin olarak Azerbaycan Cumhuriyet Savcılığı’nın 18.10.2019 tarihli evrakı ibraz edilmiştir.

İstanbul 1. İcra Dairesinin 2019/31090 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklı ………….tarafından 09.08.2019 tarihinde davacı…………. aleyhine kambiyo senetlerine dayalı icra takibi başlatıldığı, takipte davacı ile birlikte ………….İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. ve … Yapı ………….. Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin de borçlu olduğu, takibin dayanağı alacaklısı … Yapı … Ltd. Şti. olan 7.000.000,00 TL bedelli bononun, alacaklı şirket tarafından ………….a ciro edildiği, söz konusu senette …………. İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. ve davacının borçlu (kefil) olarak yer aldığı, takip nedeniyle dava konusu taşınmazlar üzerine 15.08.2019 tarihli ihtiyati haciz, 20.09.2019 tarihinde ise icra-i haciz şerhi tesis edildiği; takip sırasında takip dosyasının borçlusu, eldeki davanın davacısı …………. vekili tarafından 20.01.2021 tarihinde haciz işlemlerinin usulüne uygun olmadığı, taşkın haciz yapıldığına ilişkin dilekçe ibraz edildiği, söz konusu dilekçe içeriğinde icra takibine konu senet ile ilgili soruşturmanın devam ettiği, borçlu (……………) ve alacaklının ticari ilişkileri nedeniyle taraflar arasında protokol imzalandığı, protokol kapsamında 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin devredildiği, takip konusu borcun haricen ve bu şekilde ödendiği ve takibin iptali için de dava açıldığına ilişkin beyanda bulunulduğu;

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/184110 (yetkisizlik kararı öncesi 2019/145592 Esas) Soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; …………….İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak aralarında ……………….un da yer aldığı şüpheliler hakkında 23.08.2019 tarihinde şikayette bulunulduğu, taraflar arasındaki 7.000.000,00 TL bedelli bononun soruşturmaya konu edildiği, söz konusu senette tahrifat yapıldığı, teminat senedi olarak verildiği, senette yer alan borcun bulunmadığının iddia edildiği, bilahare vekil tarafından 11.12.2019 tarihinde UYAP sistemi üzerinden şikayetten vazgeçme dilekçesi gönderildiği, dilekçede müvekkilinin talimatına istinaden şikayetten vazgeçtiklerini bildirdiği, gereğinin yapılmasını talep ettikleri, UYAP üzerinden yapılan incelemede, anılan dilekçenin UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda yer aldığı ve “şikayetten vazgeçme dilekçesi” olarak kayıtlı olduğu, yapılan soruşturma sonunda suçların yasal unsurları oluşmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, karara ilişkin itiraz üzerine İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2024/7792 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddedildiği;

İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/783 Esas, 2019/1231 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; …………. İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. ve …………vekili tarafından 23.08.2019 tarihinde borca ve takibe itiraz edildiği, İstanbul 1. İcra Dairesinin 2019/31090 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibine konu 7.000.000,00 TL bedelli bononun teminat senedi olarak verildiği,
üzerinde tahrifat yapıldığı, borçlu olunmadığı, suç duyurusunda da bulunulduğu ileri sürülerek takibin durdurulması ve iptalinin istendiği, bilahare davacılar vekilinin 10.12.2019 tarihli duruşmada davadan feragat ettiğini bildirmesi üzerine, Mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği, tarafların istinaf etmemesi üzerine kararın kesinleştiği;

………….İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. ve ………………… ile … Yapı Gayrimenkul Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti. ve …………. arasında yapılan 14.11.2019 tarihli protokol incelendiğinde; söz konusu protokolün taraflar arasındaki mevcut alacak-borç ve ibra ilişkisini düzenlediği, İstanbul 1. İcra Dairesinin 2019/31090 Esas sayılı icra dosyasında borçlu ……….. adına kayıtlı olan ve haciz konulan 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin borçlarına karşılık olarak … Şirketine devri amacıyla, protokolün düzenlendiği tarih itibariyle Şirket yetkilisi ………………a veya gösterilen 3. bir kişiye satış vekaletnamesi verileceği, vekaletname gereği anılan taşınmazların icra alacaklısı …..’a ya da 3. bir kişiye ya da Şirkete icra dosyasındaki borcuna istinaden devredileceği, protokolün imzalandığı tarihten itibaren 6 ay içinde …………in taşınmazları kendisinin satıp icra dosyasındaki borcu kapatacağı, bu sürede satamaz ise taşınmazların borçlarına karşılık ………. ya da devredilen şahıs ya da Şirkette kalacağı, bu durumda taşınmazların toplam değerinin 6.000.000,00 TL olduğu ve icra borcundan düşüleceğinin kabul, beyan ve taahhüt edildiği, …………tarafından 6 ay içinde taşınmazlar satılır, paraya çevrilir ve icra borcu kapatılır ise … Şirketi tarafından taşınmazların ………veya göstereceği şahıs ya da Şirkete devredileceği, icra dosyasındaki borç kapandığında senedin …………’e iade edileceği, taşınmazların … Şirketi ya da yetkilisi …………. tarafından ……….. Şirketi ile …………..’in icra dosya borcuna karşılık olarak alındığı, dosya alacaklısı ……….. ile … Şirketinin borcun tasfiyesi konusunda ayrıca anlaştıkları, ……… ve …………. Şirketinin, … Şirketine mevcut borçlarına karşılık verdiği icra dosyasına konu senedin teminat senedi olmayıp borç senedi olduğunu ve dosya borcunun tamamını kayıtsız, şartsız kabul ettikleri, ……..ve …………. Şirketi tarafından İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/783 Esas sayılı davasından 7 gün içinde feragat edileceği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/145592 Soruşturma sayılı dosyasında da şikayetten vazgeçileceği, protokole yazılmayan dava ve şikayet varsa bunlardan da feragat edileceği ve vazgeçileceğine dair hususların yer aldığı, bahsedilen kısımlar dışında taraflar arasında anlaşılan bir kısım düzenlemelerin de bulunduğu;

…………icra Hukuk Mahkemesinin 2022/87 Esas, 2023/355 Karar (İstanbul 7. İcra Hukuk Mahkemesi 2020/279 Esas) sayılı dosyası incelendiğinde; ………….İnşaat Dış Tic. Ltd. Şti. ve …………….vekili tarafından açılan 17.03.2020 tarihli davada, davacılar aleyhine İstanbul 1. İcra Dairesinin 2019/31090 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, takibe itiraz edildiği, ancak taraflar arasında protokol imzalandığı, protokol gereği davacı …………adına kayıtlı 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin devredildiği, söz konusu borcun ödendiği iddiasıyla takibin iptalinin talep edildiği, davacılar vekili tarafından 13.06.2022 tarihli (UYAP üzerinden gönderildiği tarih) dilekçe ile, taraflar arasında 14.11.2019 tarihli protokol düzenlendiği, protokole uygun olarak taşınmazların devredildiği, icra takibine konu borcun bu şekilde ödendiği, davacı tarafından …………..’a vekaletname verildiği, söz konusu vekaletname ile taşınmazların devrinin gerçekleştiğinin bildirdiği, yapılan yargılama sonunda iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay’a gönderildiği;

…………. İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. ve … ile … Yapı Gayrimenkul Yatırım San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında yapılan 14.04.2020 tarihli ek protokol incelendiğinde; söz konusu protokolün 14.11.2019 tarihli protokolün eki olduğu, 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin devri için …………tarafından vekaletname verildiği, vekaletname ile taşınmazların 18.11.2019 tarihinde devrinin gerçekleştiği,………….’in, taşınmazların önceki protokole istinaden borçlarına karşılık verildiği, vekaletname ile yapılan işlemlerin tamamından haberdar olduğu, onay verdiği ve itirazı bulunmadığı, vekaletname kapsamında taşınmazları satan ………. ve alıcılar …………….’den de hiç bir hak ve talebinin bulunmadığı, tüm tarafları satış işleminden dolayı gayri kabili rücu ibra ettiğini kabul ettiği, vekaletname ile yapılan işlemlere rızasının bulunduğu, …………..’in kendi talebi ile taşınmazları satamadığı ve 6 aylık sürenin dolmasını beklemeye gerek olmadığı, taşınmazların devredildiği …………..de kalmasına muvafakat ettiği, taşınmazları satıp icra borcunu ödeyemediği, 14.11.2019 tarihli protokole göre borcundan düşülmesini kabul ettiğine dair hususların yer aldığı, bahsedilen kısımlar dışında taraflar arasında anlaşılan bir kısım düzenlemelerin de bulunduğu;

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/152847 Soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; …………. vekili tarafından ……….., … ve … aleyhine tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, zorla senet imzalatma, güveni kötüye kullanma, nitelikli dolandırılıcılık iddiası ile 03.06.2024 tarihinde şikayette bulunulduğu, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, ticari anlaşmazlıklar ve şikayet nedeniyle aralarında husumet bulunan kişinin, hasım olduğu tarafa vekalet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, vekil eden ile vekil arasında husumet bulunduğu, buna göre de vekaletnamenin korkutularak alındığının ve kötüye kullanıldığının ispatlandığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, toplanan deliller, tanık beyanları ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; davacının dava konusu taşınmazların temliki sırasında kullanılan vekaletnamenin baskı ile tehdit edilerek alındığı, korkutulduğu, dava konusu taşınmazlarının rızası dışında söz konusu vekaletname ile temlik edildiğini ileri sürerek tapu iptal-tescil, olmazsa bedel isteği ile dava açtığı, dava dilekçesi ekinde hakkında yapılan şikayete ilişkin olarak Azerbeycan Cumhuriyet Savcılığı’nın 18.10.2019 tarihli evrakını ibraz ettiği, ………. tarafından İstanbul 1. İcra Dairesi’nin 2019/31090 Esas sayılı dosyası ile davacı ve şirketi aleyhine senede dayalı icra takibi başlatıldığı, söz konusu takip nedeniyle davacı adına kayıtlı dava konusu 3 ve 4 (dava dışı 1 ve 2) numaralı bağımsız bölümlere ihtiyati tedbir ve haciz şerhleri konulduğu, 23.08.2019 tarihinde davacı ve şirketi vekilince ………. aleyhine İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/783 Esas sayılı davasının açıldığı ve borca itiraz edilerek, takibin iptalinin talep edildiği, yine aynı tarihte savcılığa şikayette bulunulduğu, davacı …………. tarafından 08.11.2019 tarihinde dava konusu taşınmazların satış yetkisini içerir vekaletname ile ………..’un vekil tayin edildiği, 14.11.2019 tarihinde yukarıda bahsedilen protokolün düzenlendiği, 18.11.2019 tarihinde davacı adına kayıtlı 1, 2, 3 ve 4 numaralı bağımsız bölümlerin davacı adına vekaleten … ………… tarafından devredildiği, İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/783 Esas sayılı davasında davacılar vekilinin 10.12.2019 tarihli duruşmada davadan feragat ettiğini bildirdiği, bunun üzerine feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/184110 (yetkisizlik kararı öncesi 2019/145592) Soruşturma sayılı dosyasında ise vekil tarafından 11.12.2019 tarihinde Uyap üzerinden şikayetten vazgeçme dilekçesi gönderildiği, İstanbul 35. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2022/87 Esas, 2023/355 Karar sayılı dosyası ile görülen davada ise, … İnşaat Dış Ticaret Ltd. Şti. ve ……….. vekili tarafından 17.03.2020 tarihli dava dilekçesi ile, taraflar arasında protokol düzenlendiği ve protokol gereği taşınmazlar devredilmek suretiyle İstanbul 1. İcra Dairesi’nin 2019/31090 Esas sayılı dosyası ile takibe konu borcun ödendiği iddiası ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince esastan reddedildiği, 14.04.2020 tarihinde bu kez yukarıda yer verilen ek protokol düzenlendiği, 11.08.2020 tarihinde ise eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla; davacının ticaret şirketi bulunduğu, vekil (ihbar olunan) ile aralarında ticari ilişkiler olduğu, tehdit ve baskı ile alındığı ileri sürülen vekaletname tarihinden ve söz konusu vekaletnamenin kullanılması suretiyle dava konusu taşınmazların temlikinden sonraki tarihlerde, taraflar arasında protokol ve ek protokol yapıldığı, davacı vekil/leri aracılığıyla temsil edildiği icra hukuk mahkemesinde görülen davadan feragat edildiği, soruşturma dosyasında şikayetten vazgeçme dilekçesi verildiği, yine icra hukuk mahkemesinde davacı vekili tarafından açılan davada dava konusu taşınmazların taraflar arasındaki protokol gereği davalılara devredildiğinden bahsedildiği, vekaletname ve vekaletnameye dayanarak taşınmazların temlikinden sonraki yukarıda yer verilen işlemlerin davacı tarafından bizzat ya da vekilleri aracılığıyla yapılmaya devam edildiği gözetildiğinde, davacının iradesinin sakatlanması suretiyle alınan vekaletnamenin kötüye kullanıldığını iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, vekaletname ve vekaletnameye dayanarak taşınmazların temlikinden sonraki işlemlerin de tehdit ve baskı ile yapıldığı iddia edilmiş ise de, bu hususlara ilişkin olarak da dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı, davacının iddialarının ispatlanamadığı, taraflar arasında husumet olmasının, iradenin sakatlanması suretiyle vekaletname alındığı ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kanıtı olamayacağı açıktır.

Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren ve 17.06.2025 olan duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacıdan alınmasına,

Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)


-MUHALEFET ŞERHİ-
Tüm dosya kapsamından davacı, davalı vekil, taşınmazı temlik alan ve tanıkların birbirlerini tanıdıkları, sürekli bir iş ilişkisi içinde oldukları, akrabalık bağlarının bulunduğu ve aynı ülke vatandaşı oldukları ve orada da bir yaşam alanlarının bulunduğu davacının Şirketinin davalının şirketinin taşeronu niteliğinde Elektrik ve Mekanik işlerini üstlendiği, davalı tanıkların dosyada ki ve içeriğindeki dosyalarda yer alan ifadelerinden avanslar aldığı ve bunun karşılığı olarak işini tam olarak yapmadığı iddiasıyla toplanıldığı ve karşılığında senet alındığı, protokoller yapıldığı savunulmuştur.

Davalı tanıkların ve davalıların ifade ettiği bu hususların doğru olduğu, anlatımdan da sanki bir ifa eksikliği nedeniyle alacak doğduğu bunun da anlaşılarak giderilip bir çözüme kavuşturulduğu iddia edilmişse de dosya kapsamından böylece çözümlenmesi gereken bir kanunun önce mümkünse anlaşarak olmadığı takdirde hukuk yoluyla yapılan işlerin ödemelerin bilirkişi aracılığıyla tespit edilerek gerekirse icra yoluyla alınması gerekirken aksi ispat edilmeyen davacı tanıkların da belirttiği gibi davacının bir takım ödemeler yapmasına rağmen zorla vekaletname alınarak, sürekli protokoller yaptırılarak bir çeşit ihkak-ı hak yoluyla varsa alacağın alınmaya çalışılması sürekli bir hukuk karmaşası içerisinde yürümesi ve hayatın olağan akışının dışında bir şekilde vekaletname ile taşınmazların yine tanıdıklara temlikin hukuken korunacak bir yönü olmadığı, vekaletnamenin kötüye kullanıldığının ispat edildiği ve dosyanın aşamalarına ve hayatın olağan akışına bu kabulün daha uygun olduğu düşüncesi ile sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum saygılarımla.

Anahtar Kelimeler: Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması, İradenin Sakatlanması (Baskı, Cebir, Tehdit, Korkutma / İkrah), Sadakat ve Özen Borcu, Hayatın Olağan Akışı, El ve İşbirliği / Kötüniyet İddiası


Dizdar & Şimşek Hukuk, Danışmanlık ve Arabuluculuk Ofisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin