Özet: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, haciz mahallinde alacaklı vekilinin elektronik ortamda borçlu ismi yazılarak evrak araştırması yapılması talebinin icra memurunca reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Somut olayda borçlu haciz sırasında adreste bulunmamış, mahaldeki üçüncü kişi de adresin borçluyla ilgisi olmadığını bildirmiştir. Daire; üçüncü kişinin haczedilen yerin borçluya ait olmadığını ileri sürmesi hâlinde beyanların zapta geçirilerek İİK m. 96 ve devamındaki prosedürün uygulanması gerektiğini, ancak İİK m. 96 veya m. 99 uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağının ancak evrak araştırması sonucunda belli olacağını belirtmiştir. İİK m. 96-99 şikâyeti ve istihkak iddiası ayrı bir uyuşmazlık konusu olduğundan, borçluya ait olduğu iddia edilen yerde elektronik ortamda dahi evrak araştırması yapılması usul ve yasaya aykırı değildir. Bu gerekçeyle şikâyetin reddine ilişkin ilk derece kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 12. HD, 07.04.2026 T., 2025/9812 E., 2026/2356 K.
“Somut olayda, alacaklı vekili haciz mahallinde elektronik ortamda borçlu ismi yazılarak evrak araştırması yapılmasını istemiş, icra memurunca bu istem reddedilmiş ve ret kararı şikayete konu edilmiştir. Haciz tutanağından haciz mahallinde borçlunun bulunmadığı, mahalde bulunan üçüncü kişi tarafından adresin borçlu ile alakasının olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Eğer 3. kişi haczi yapılan yerin borçluya ait olmadığı iddiasında ise icra müdürü tarafından beyanları zapta geçirilip, İİK’nın 96. ve bunu izleyen maddelerdeki prosedürün uygulanması gerekir. İcra müdürünce İİK’nın 96. ve 99. maddelerine göre işlem yapılıp yapılmayacağı hususu ancak evrak araştırması sonucunda netleşmektedir. Gerek İİK 96. ve 99. maddeleri şikayeti ve gerekse istihkak iddiası ayrı bir dava konusu olduğundan halihazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılması usul ve yasaya aykırı olmamaktadır. O halde İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü yerine şikayetin reddine yönelik hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesince de başvurunun esastan reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”
